RSS

Aylık arşivler: Ağustos 2009

>30 Agustos Zafer Bayrami ve Sonbahara Merhaba

>30 agustos – Zafer Bayrami

”Ulusumuzun büyük önderi, ordularımızın ebedi Başkomutanı, eşsiz devlet adamı yüce Atatürk, senin liderliğinde Türk milleti ve ordusuyla gerçekleştirdiğin Büyük Taarruz ve 30 Ağustos Zafer Bayramı’nın 87. yıl dönümünü kutluyoruz.
Ruh’un
şad olsun. Seni seviyoruz. Hep sevecegiz.”

@@@@@@@@@@@@@@@@@@@@@@@@@@@@@@@@@@@@@@@@@@

Merhaba
Sonbahar 1 Eylulde bize merhaba diyecek. Uzun ve guzel bir yaz arkamizda kaliyor artik.
Hava sicakligi hissettiriyor kendini. Sahilde yasamama ragmen sabahlari serin, oglenede dogru bastiran bir sicaklik aksam ustude usul usul esinti kendini gosteriyor artik.

Ramazaninda etkisi ile sahillerde bosluk yasiniyor. Yabanci turistler keyfini cikariyor plajlarin.
Sonbahar demek kis yaklasiyor demek.
Gunesin tum enerjisi tukenmeden karinca misali bir cogumuz hormonsuz sebze ve mevyelerden kisliklarimizi hazirlamaya basladik.
Bende elimden geldigince, vakit buldukca kendimce kis icin hazirliklar yaptim. Yemek gurubumuzda detayli paylastik hepimiz bu konulari gunlerce.
En saglikli, en leziz neler hazirlayabilir kis mevsimi icin diye.
Kisin her turlu sebze meyve ulkemizde mevcut ama herseyi mevsiminde tuketmekten yanayiz biz gurupca.
Bende gurubumuzdan ogrendiklerimden, eski tecrubelerimide birlestirerek hazirladim kendi mutfagimi kis icin.

Patlican ve biberlerim kurudu. Patlican icin izledigim yoldan bahsedeyim. Hepimiz biliriz patlicani tuzlariz once pisirmeden once, yada tuzlu suda bekletiriz.
Acisi ve siyah suyu ciksin diye.
Kuruturkende ayni islemi yapiyorum bende.
Patlicanlari dolmalik icin hazirliyorum once, sonra iple dizip kalin tuzlu suda birkac saat bekletiyorum. Sonrasinda asip kuruma islemine basliyorum.
Biberler icin ise buna gerek yok. Temizleyip iclerindeki tohumlari ipe dizmek yeterli.
Dogal gunes isiginda kurudugu icin ve organik aldigim biberlerin kurumus rengine kendim hayran oldum acikcasi :))

Fasulyelerimde organik. Isyerimden arkadasim Odemis Izmir’den. Annesinin bahcesinden getirdigi fasulyeleri ayikladim. Terasa bir ortunun uzerine yaydim. Ve kuruttum. Kisin haslayip kavurmasini cok seviyoruz biz.


Evet sira geldi uzumlerime. Yemekbiz gurubumuzda bu konuyu epey bir arastirdik. Bende kendimce uzumlere hic bir islem yapmadan direk salkimlarindan ayirmadan terasta sofra bezinin uzerinde kuruttum. Dogal yolla kurudugu icin rengi koyu oldu. Ama inanin oyle lezzetli, oyle tatli.

Hicbir ilac veya baska islem yapilmadan kurutulan tum mevyelerin renginin koyulastigini soyledi pazarda organik urunler satan Kirazli koyundan olan satici. Kayisilarda kuruyor daha. Gercekten rengi koyulasmaya basladi onlarinda. Kurumasi icin katki maddesi konulan meyvelerde renkleri sabit kalirmis, fakat dogal yollarla kuruyanlarda bu mumkun olmazmis.
Carsidan aldigim kuru uzumleri ve kuru kayisilari kullanmadan once islatiyorum, yikiyorum ben. Hep suyun uzerinde biriken bir yagimsi bir katman oluyordu, bu nedir diye merak eder dururdum.
Dun aksam kendi kuruttugum uzumleri suya biraktim. Denemek icin. Sabah kalktim su hala berrakti. Bu beni sevindirdi. ORganik meyveler organik kuruyunca Zeynep mutlu oldu.

Salcalarim, sise domateslerim ve recellerim kis icin hazir.
Sizlerinde kisa hazirlik icin yaptiklarinizi bizlerle paylasmanizi istiyoruz.
Ne kadar cok bilgi paylasirsak birbirimizle o kadar hamarat oluyoruz bir hanimlar degil mi?

Sonbahara tekrar merhaba.
Saglikli ve mutlu gunler bizlerle olsun herzaman.

Zeynep Tore .

 
11 Yorum

Yazan: Ağustos 30, 2009 in Kutlamalar

 

>YENİDEN EZOGELİN ÇORBA ! 2009

>Evet evet,resim aynı resim!
2005 Ekim ayında yine bir Ramazan ayı başlangıcında yayınlanan tarif…

Tarifi tekrar gündeme getiriyorum çünkü;

Çünkü bu tarife YİNE bir yorum gelmiş bugün ADSIZ , ADI SANI OLMAYAN BİRİNDEN.

Ama adı bile olmayan bu kişi pek bir küstah pek bir terbiye sınırlarını aşan, hatta ve hatta hakaret ederek devam etmiş, o sığ beyniyle, kendince eğlenerek.

Ama görmez ki yaptığı cahilliğini !

Görebilseydi eğer BU ÇORBANIN HEBA OLMADIĞINI DA pek güzel anlardı!
Oradaki yorumların ne anlattığını anlardı CAHİL OLMASAYDI EGER…

Söyleyeceğim çok şey var bu saygısız ve de cahillik kokan yorum hakkında lakin susmaya gayret ediyorum.

Bizi gerçekten takip edenler bilirler ki;

Biz hiç bir zaman ne Zeynep ne de ben işin gösteriş kısmında yer almadık.
İlginç olmak için çırpınmadık.
Yarışmadık.Neysek o olduk.

Anne,teyze,abla,Şerife teyze,Ayşe abla ‘nın tarifleriyle sayfalarımızı da doldurmadık! Bizzat emek verdik yaptık…

Denemediğimiz bir şeyi yayınlamadık, kendi yapmadığımız tarifleri biz yapmışız gibi de yapmadık.

Güzel olmayana da Güzel demedik, kandırmadık!

Hem gece gündüz çalıştık, hem ailemize vakit ayırıp hem çocuğumuza da baktık hem de evimizde yemeklerimizi yapıp vaktimiz elverdiğince sevgili dostlarla naçizane paylaştık ki faydamız olabilirse ne ala diye.

Gönülden yapılan sevgiyle sunulan bir hobidir bizim için.
Kar amaçlı yapmadık, şakır şakır da reklamlar almadık.( ki alabiliriz de ! )

Oldukça yoğun, koşturmalı ve zahmetli geçen hayatımızın içinde bu blogda Zeynep ve ben bir nebze nefes aldık, keyif aldık.Yeni dostlar, çok güzel yürekler tanıdık.

Yine bizi gerçekten takip edenler bilirler ki;

Biz bugüne kadar böyle bir yazı da yazmadık.
Onca yersiz yorumlara rağmen sustuk, sataşmalar yapıldı sustuk.
Yorumları sildik.
Arka planda demedik sözler bırakılmadı sustuk bosverdik bu BOS İNSANLARA.

Ve sitemiz Hacklendi, zor kurtardık.

Birilerini birşeyler çok rahatsız ediyor anlaşılan.
Kim-ler olabileceğini yüksek ihtimalle yakaladık!

Ama artık beni de bu durumlar OLDUKÇA RAHATSIZ EDİYOR BİLSİNLER…

Bir daha benzer bir yorum alacak olursak bu sitede,
gereğini yapacağız hiç kuşkuları olmasın!!!…

Ben daha fazla sinirlenmeden ve baş ağrımı arttırmadan bu tatsız yazıyı burada sonlandırıyorum arkadaşlar.

Sözler yerine gidecektir, muhataplarını çok kolay bulacaktır emin olunuz…

Ve Muhteşem Tadıyla 🙂 Ezogelin Çorbasını bir iki ölçü değişimiyle yeniden ağaşıda yayınlıyorum.

Ve hatta yine çokça denenmiş olarak yorum alan tariflerimizden biri olan ET SOTE nin de linkini veriyorum aşağıda.

Zira bu tarife de çokça lüzümsuz yorumlar alıyoruz !Nedense?

Ezogelin Çorba 2005 yayını için tıklayınız,
Et Sote tarifi 2005 yayını için tıklayınız.

Hayırlı Ramazanlar diliyoruz, bereketli geçsin…

Fincan; Türk Kahve Fincanı ölçüsüdür
Et suyu; Dana Bulyon & Kırmızı Et suyudur
Salça; Ben hep ev yapımı salça kullanırım hem domates hem de biber salçası, o yüzden hiç salça türü belirtmek aklıma gelmedi bugüne kadar.
Ama yorumlardan anlıyorum ki belirtmekte fayda var.
Domates ve biber salçası karışık olursa güzel olur.Hele de ev yapımı olursa!


Malzemeler
8 – 10 su bardağı et suyu
Yarım su bardağı kırmızı mercimek
Yarım kahve fincanı pirinç
Yarım fincan ince bulgur
3 çorba kasığı salça
1 büyük kuru soğan
1 çorba kaşığı un
Sıvı yağ
Karabiber, tuz – Arzu ederseniz biraz kırmızı biber yada pul biber
3 Çorba kaşığı kadar kuru nane ve az kekik

Yapılışı

· Tencerede sıvı yağ ile soğanı kavurun
· 1 çorba kaşığı unu da tencereye koyun, iyice karıştırarak hafifçe pembeleşmesini sağlayın
· 8 bardak et suyunu veya kemik suyunu tencereyi karıştırarak yedirin
· Kaynayana kadar karıştırın
· Temizlenip yıkanmış kırmızı mercimekle pirinci ve bulguru da atın
· Sulandırdığınız kaşık salçayı da koyup karıştırın, mercimekle pirinçler patlayana kadar kısık ateşte pişirin
· Bol kuru naneyi tencereye serperek karıştırın ve servis yapın.

Afiyet Olsun,
Figen

Notlarım:
Bu çorbayı yaparken sık sık karıştırın ziraa bakliyatlar dibe çöküp yapışıyor.
Yeterince yoğun oluyor çünkü. Malzeme şiştikçe sıcak su eklemeye devam edebilirsiniz.
Ben genelde ekleyerek devam ediyorum.

FİGEN KARAVAŞ

 
22 Yorum

Yazan: Ağustos 21, 2009 in Çorbalar

 

>Buz gibi Limonata-Yaz bitmeden yazayım artık

>PIC_0ii296

Yaz geldi geçiyor neredeyse ve ben hala bu tarifi yayınlamadım.
Sitenin bu halini sevemedim içime sinmiyor bu sebeple de yazmak gelmiyor içimden.
Oysaki bekleyen tariflerim var yayınlanacak.

Ama dün gece yayınlanacak tariflerime bakarken, artık yaz Figen dedim zira yazık olacak tarife, Limonata bu, kış ayında da yazılmaz ki!

Bir de Kabak Çiçeği Dolması var mevsimi geçmeden hani onu da yayınlarım belki hoş hala var mı pazarlarda bilmiyorum ama yakın zamanda inşallah onu da eklerim.

Bu arada ben bu yazıya sabah başlamıştım su anda öğlen oldu hala bitmedi, bakalım kaçta bitecek yazım:)

Ekleme; şu anda saat 17:45 ve hala bitmemiş:)
Yayına veriş saatim çok şükür 18;48 :)))

PICşş_0296

Yaz başında yapmaya başladım Limonatayı, bu resimde o vakit çekilmişti.
Her hafta evimizde yapılıyor bu limonata.
Hatta artık 2 litre esime nanesiz yapılıyor çünkü nane aroması ona su anda yasak.
3 litre de oğlumla bana yapılıyor ayrı ayrı:)

Mutlaka deneyin derim cok pratik 30 dk da 4 litre ev yapımı mis gibi limonatanız hazır.
Şeker oranını göz kararı damak zevkinize göre yapın. Ben göz kararı koydum ilk ve tadı hoşuma gidince sabitledim ve 4 litre için 3 su bardağı bize kâfi geldi, daha eksi mayhoş sevenler azaltabilir tadarak ekleme yapabilirsiniz.

Malzemeler

• 5 adet kalın kabuklu limon
• 4 litre su
• 4-5 dal taze nane ( arzuya göre artı eksi olabilir )
• 3 su bardağı şeker ( arzuya göre artı eksi )

limonata

Yapım aşamaları;

1. Önce 5 adet limonu rendeliyoruz
2. Rendelediğimiz limon kabuklarına 4-5 dal nane yapraklarını ilave ediyoruz ve 2-3 kaşıkta toz şeker ilave edip elimizle iyice karışım renk verip yumuşayana kadar ovuyoruz.

limonata1

3. Onlar kâsede dursun, diğer taraftan kabuklarını rendelediğimiz limonların bu kez suyunu sıkıyoruz.
4. Genişçe yani 4 litre suyu alacak bir kaba Limon sularını dökün, hatta ben sıkılmış limon posalarını da koyuyorum aromasını iyice versin diye.
5. Üzerine püre haline gelmiş karışımı ve 4 litre suyu ekliyoruz.
6. Şekerimizi ekliyoruz ve tadına bakıyoruz damak zevkimize uygunsa şeker eklemeyi bırakıp kâseyi karıştırıyoruz.
7. Şekerlerin erimesini sağlıyoruz. Son aşamadaki görüntü biraz fazla karışmış gelebilir ancak hepsi sizin elinizden çıkmış gıdalar sorun etmeyin:)
8. Ve daha sonra bu karışımı temiz bu iş için ayrılmış bir tülbentle süzüyoruz.
9. Sürahilerimize koyup soğuk çok soğuk olarak içiyoruz:)

Afiyet şeker olsun,

Notlarım;

• Ben artık rende yapmıyorum. Direkt kabukları bıçakla soyuyorum ve kalın bıçağımla inceltiyorum kabukları çentiyorum yani. Rende kısmını pratik hale getirmiş oluyorum.

• Ve yine elle ovmayı da bıraktım tüm malzemeleri resimlerde gördüğünüz gibi el blenderi ile püre yapıyorum. İlk gün elle yapmıştım sonrasında el blenderi ile devam ettim çok daha pratik oluyor.

• Ve vaktiniz varsa limon posalarıyla birlikte karışımı buzdolabında 3-4 saat tutarsanız limon kabuklarından o hoş koku daha fazla geçiyor suya.

 
12 Yorum

Yazan: Ağustos 13, 2009 in İçecekler

 

>CARTE’D OR – EROL EVGİN KONSERİ

>Merhabaaaaaaaaaa:)
Bu konser de olmasa yazacağım yoktu inanın !

Zira site silindi, geri aldık ama şablon ayarları vs kaydı ve toplayamadık derken ben bu hali ile bir sey yazmak istemiyorum içimden gelmiyor alısamadım bu haline..

Yeni site için de calısmalarımız oldukça yavaş gidiyor bazı sebeplerden ötürü.

Umarım bir an evvel yeni sitemize kavuşuruz:)
********************************************

1 ay önce gelen bir mail ile Carte’d Or un düzenlediği Açık Hava Konserlerine davet aldım, ve Erol Evgin’in o muhteşem konseri için gün saymaya başladım.

Lakin bilirsiniz ki benim peşimi böyle özel, istediğim günlerde aksilikler peşimi bırakmaz bu artık değişmez kural oldu:)
Takip edenler bilirler bakınız oğluşun her doğum günü:))

Konserin olacağı haftanın başında esim bir kaza geçirdi ve el alçıda ayak ve diz sargıda şeklinde minumum 15 gün yatak istirahati olunca o gelemedi konsere , ben de oğluşla giderim en azından dedim ve son gün başkaca aksiliklere rağmen çok sükür vardım konsere:)

Erol Evgin Çok iyiydi süperdi hatta. Bu yaşta bu gençlik ! ve bu ses performansı inanın beni büyüledi.

Bu açıdan Carte’d Or a tekrar teşekkür ederim , en azından artık İzmir de az da olsa bu tip etkinliklere girmeye başladı sanırım TEŞEKKÜRLER:)

Ve size konserden iki resim ekliyorum.

CARTE D’OR EROL EVGİN KONSERİ

Dünyanın en cömert dondurması Carte d’Or’un ana sponsorluğunda, MAP İletişim ve Atlantis Yapım tarafından gerçekleştirilen Carte d’Or İzmir Açıkhava Konserleri’nin finali, 06 Ağustos Perşembe günü Erol Evgin’in muhteşem konseriyle gerçekleşti.

‘İşte Öyle Bir Şey’, ‘Sevdan Olmasa’ ve ‘Seni Sevmek İbadetim’ gibi nostaljik şarkıların efsane ismi Erol Evgin, 40 yıllık sanat yaşamını “İzmir Karşıyaka Açıkhava Tiyatrosu’nda” İzmirli hayranlarıyla kutladı. Konsere gelen davetliler, bir yandan Carte d’Or’un konserler için özel olarak ürettiği dondurmaları yerken, bir yandan da sevdikleri şarkılarla coştu.

30 Temmuz – 06 Ağustos tarihleri arasında gerçekleşen Carte d’Or İzmir Açıkhava Konserleri kapsamında; Yeni Türkü, Bülent Ortaçgil – Ezginin Günlüğü ve Erol Evgin sahne alarak, müzikseverlere unutulmaz anlar yaşattı.

Carte d’Or’dan AÇEV’in “7 Çok Geç” Kampanyası’na Destek

Carte d’Or konserlerle aynı zamanda Anne Çocuk Eğitim Vakfı (AÇEV)’nın 0-6 yaş dönemi erken çocukluk eğitiminin önemine dikkat çeken ve kaliteli bir okul öncesi eğitiminin ülkemizdeki tüm çocuklara ulaşmasını hedefleyen “7 Çok Geç” kampanyasının duyurulmasına da destek oldu.

TİRİL TİRİL BİR KOSTÜM İLE KARŞIMIZDAYDI…SON DERECE BEYEFENDİ…

 
2 Yorum

Yazan: Ağustos 11, 2009 in Diğerleri